30 Ocak 2012 Pazartesi

suskunluklar

çivisi çıkmış bir düşüncenin süblimleşen dünyasında,bildiklerimi unutuyorum,öğreneceğim ne varsa tek tek sayıp sallıyorum el değmemiş,tenha raflara..kadavra soğukluğunda parçalanırken hayat ,elimde tuttuğum hiç bir şeyin hepsinin benim olduğunu görüp susuyorum.bu suskunluklar benim deyip gerinip gerinip  sektiriyorum ilk defa denize düştüğüm ve ilk defa korkup yılana sarılan anılarımda...
rüzgardan işkillenip açılan kapının ne getirdiğini bilemezsin,sokağa düşen ilk ayak izi kadar canlılık getirir yüze düşen ilk cemre,ve hala üzülüyorsa insan kendi bayağılığında,inciten bir haylazlıkla da güç bela savaştadır öyküleri..
son yazda yazılan son yazıların hiç biri nokta düşürmez de aslında suskunluklara...bütün son yazılar ve son yazlar suskunluğun sürttüğü girizgahlardır..mayası yok insanın,hayatın da.ne zaman tutacağını bilemezsin anlattığının,ne zaman bir yüze düşeceğini kestiremezsin saçların,bir bukle sevinçtir ama yüzüne düşen cemrelerin kımıltısı..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder